Lütfen formu doldunuz...

İstanbul’da Meme Büyütme

Meme büyütme ameliyatları, ya da halk arasında daha sık kullanıldığı şekliyle göğüs büyütme ameliyatları son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek daha fazla yapılmaya başlandı.

Amerikan Plastik Cerrahi Derneği’nin her sene düzenli olarak yayınladığı istatistiklerde son 7-8 yıldır silikon protezlerle meme büyütme en sık yapılan estetik ameliyat haline gelmiş durumda. Ülkemizde sadece estetik cerrahi ile ilgilenen plastik cerrahi uzmanlarının, bir başka deyişle kendini estetik cerrah olarak tanımlayan doktorların büyük çoğunluğu İstanbul’da bulunmaktadır. Dolayısıyla İstanbul’un trendi, ülkenin trendi olarak da yorumlanabilir. İstanbul’da meme büyütme estetiği de son yıllarda giderek artan bir rağbet görüyor. Henüz A.B.D.’deki gibi en sık gerçekleştirilen estetik ameliyat olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü bizim ülkemizde genetik nedenlerden ötürü uzak ara en sık gerçekleştirilen estetik burun ameliyatıdır.

Peki neden meme büyütme ameliyatına talep bu kadar yoğunlaşıyor diye soracak olursak ilk akla gelen, artık silikon protezlere güvenin artmış olması denebilir. Özellikle bir dönem vücutta çeşitli hastalıklara neden olabildiği düşüncesiyle ABD’de yasaklanmış olan protezlerin serbest kalmasından sonra göğüs büyütme estetiği sayıları giderek arttı.

Meme büyütme ameliyatı iki ana grup hastada daha sık yapılır. İlk grup, yirmili yaşlarında olup meme dokusu hiç gelişmemiş veya çok az gelişmiş kadınlardır. Bu hasta grubu kadın olarak daha feminen hissetmek, dolgun göğüslere sahip olmak ve kıyafet seçimini daha rahat yapabilmek için ameliyat ister. Kısacası artık dolgulu sütyen kullanmak istemezler. Meme protezi ameliyatı sırasında varsa memede şekil bozuklukları ve asimetriler de giderilebilir.

İkinci grup hastanın yaşı biraz daha ileridir. Genelde 35-40 yaş sonrası doğum yapmış, emzirmiş kadınlar bizim için meme büyütme adayı olabilirler. Hamilelik ve emzirme sürecinden sonra artık tamamen süt kesildiğinde meme dokusu hamilelik öncesi boyutundan daha küçük gözükür. Hem de bu süreçte alınan kilolar ve sütten ötürü meme derisi gerilmiş esnemiş ama memeler küçülünce deride de sarkıklık oluşmuştur. Memenin içi boşalmış gibi gözükür. Biz plastik cerrahlar da işte tam burada devreye gireriz. Ben Dr. Ahmet Sönmez Kliniğe gelen bu grup hastalarıma muayene sonucunda iki tür öneride bulunuyorum. Bazen sadece meme protezi yerleştirerek hem memeye hacim vermek hem de hafif derece sarkmaları düzeltmek mümkündür. Bazen de proteze ilave olarak meme dikleştirme işlemine de ihtiyaç duyulur. İyi bir muayene sonrası yeterli tecrübede bir cerrah hastasını doğru yönlendirecektir.

Tüm bu değerlendirmelerin yanında benim için hasta isteği de önemlidir. Bazı hastayı daha küçük ve doğal sınırlar içinde kalacak bir meme büyüklüğü tatmin edecektir. Bazısı da biraz daha büyük bir hacimle tatmin olacaktır. Hastanın da söz hakkı olduğu bu durumlarda artık işimizi kolaylaştıran bilgisayar destekli üç boyutlu görüntüleme yöntemlerinden de etkin bir şekilde yararlanıyorum. Bu sayede hasta, ameliyat sonrası görünümü hakkında fikir sahibi olabiliyor.